EMDR Nedir?

Psikolog Dr. Ayşegül ÖNK ERAY

Yetişkin/Çift-Aile Psikoterapisti

EMDR Terapisti/Psikodramatist/Psiko-Onkolog

 

EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) terimi; Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Tekniği’nin kısaltmasıdır.

EMDR yönteminin kullanımı, 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfetmesiyle başladı. Dr. Shapiro bu etkiyi travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde bilimsel olarak inceledi ve geliştirdi. Shapiro’ya göre, çift yönlü uyaran ile uygulanan bu teknik sayesinde, travmanın beyinde yarattığı fizyolojik sıkıntı giderilmeye başlandı.

Peki, travma nedir? Kısaca, baş etme kapasitemizi aşan her olay travmadır. Travma yaşatabilecek bir olay başımıza geldiğinde; olay ile ilgili görüntüler, düşünceler ve duygular işlenmeden zihnimizde donar. Bu da olayın zihnimizde hep canlı kalmasına neden olur. Yani, geçmiş sürekli olarak bugünde yaşamaya devam eder.

Sağlıklı bir süreçte beyin, olumsuz yaşam olaylarının oluşturduğu duygusal etkileri işleyerek bu yaraları iyileştirir. Eğer şiddetli travmatik yaşantılar arka arkaya yaşanırsa, o zaman beynin bu doğal işleme sistemi sekteye uğrar. Böyle durumlarda deneyimlerle ilgili algılar, duygular, inanışlar, anlamlar sinir sistemi içinde kilitlenip kalırlar. Sonuç olarak; çeşitli psikolojik/psikiyatrik rahatsızlıklar ortaya çıkar. Travma çok farklı psikiyatrik belirti ve rahatsızlıklara neden olabilir. Bunlar: akut stres tepkisi, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), travmatik yas, depresyon, alkol-madde kullanım bozuklukları ya da anksiyete ile ilgili rahatsızlıklar olabilir. Zaman zaman da eski psikiyatrik rahatsızlıkların alevlenmesine neden olabilir. Bunların içinde sık görülen rahatsızlık ise “Travma Sonrası Stres Bozukluğu”dur (TSSB). TSSB’si olan hastaların %80’inde başta depresyon olmak üzere, panik bozukluk, sosyal fobi gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

EMDR Tekniği’nde; danışan, terapistin kendisine ait iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmesine izin vermektedir. EMDR terapisi, çift yönlü göz hareketleri ile yapılabildiği gibi dokunsal veya işitsel uyaranla da yapılabilir.

EMDR terapisi tamamlandığında beyin, hastanın başa çıkamadığı donmuş halde duran bilişsel çarpıtmaları, yani çarpık algılamaları, içinde yaşanılan zamana ait pozitif bakış açısıyla değiştirmeyi sağlar. Böylece yeni ve doğru bilgiler bilince akmaya devam edebilirler. Travma tedavi edildiğinde geçmişle hesaplaşma biter, daha normal bir yaşamın sürdürülebilmesi sağlanır. EMDR, iyi işleyen bütün psikoterapi yaklaşımlarında olduğu gibi tedavi sonunda hastalarda davranış değişiklikleri olmasını sağlar. En önemli özelliği ise iyileşmeyi daha hızlı gerçekleştirebilme yönüdür. Özellikle, ilk başlarda travma tedavisi yönünde geliştirilmiş ve etkinliği kanıtlanmış olmasına karşın, günümüzde birçok ruhsal rahatsızlığın tedavisinde de etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

****

Uzm. Psikolog Gizem YILDIRAN

Genç Yetişkin/Yetişkin Terapisti

EMDR Terapisti/Psikodrama Yardımcı Terapisti

 EMDR, dilimizdeki açılımıyla “Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme” anlamına gelir. 1987 yılında Amerikalı psikolog Dr. Francine Shapiro tarafından geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR, ilk olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tedavisi için geliştirilmiştir. Ancak günümüzde, TSSB’nin yanı sıra diğer psikolojik problemler için de kullanılan oldukça etkili bir yaklaşımdır. Başta Amerikan Psikiyatri Birliği, Amerikan Psikoloji Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere pek çok uluslararası kurum tarafından etkin bir tedavi yaklaşımı olarak kabul edilmektedir.

EMDR, pek çok sorun alanına uyarlanabilen bir temele sahiptir. Bu yaklaşımla kişinin olumsuz hissetmesine neden olan her şey bir travma gibi ele alınıp çalışılabilir. Örneğin, hayatınızda bir kayıp yaşadığınızda, gireceğiniz bir sınavın stresinden kurtulmak için ya da geçirdiğiniz bir kazanın kötü etkilerinden kurtulmak amacıyla EMDR’yi kullanmak mümkündür. EMDR; panik bozukluk, depresyon, fobiler, ilişki problemleri, migren, özgüven eksikliği, kararsızlık, sınav kaygısı, performans kaygısı gibi pek çok farklı problem alanıyla çalışmak için oldukça etkili bir yaklaşımdır.

Hayat boyu yaşadığımız çeşitli küçük ve büyük travmatik olaylar vardır. Bazıları hayatımızda çok sık tekrar eder ve olumsuz bir şekilde pekişir. Örneğin, işte/okulda performans sergileyeceğimiz her durumda aşırı heyecanlanıp başarısız oluyorsak yetersiz olduğumuza dair olumsuz düşünceler her seferinde pekişir ve bizi travmatize eder. Bazılarını ise hayatımız boyunca sadece bir kaç kez yaşarız, ama bu yaşantının olumsuz etkisi oldukça yoğundur. Örneğin, bir sevdiğimizi kaybederiz ve bu durumun duygusal yüküyle baş etmekte zorlanırız. Küçük travmalar tekrarlayıcı özellikleriyle, büyük travmalar ise yoğun acı verici etkileriyle dikkat çeker. Bazıları ile baş edebiliriz; bazıları ise beynimizde takılıp kalır; “ben buradayım” der ve şimdiki hayatımızı farkında olarak ya da olmayarak derinden etkiler.

Peki, nasıl oluyor da bazı üzücü olaylarla baş edebiliyoruz da bazılarıyla baş edemiyoruz?

EMDR, bunun açıklamasını temelini dayandırdığı Adaptif Bilgi İşleme Modeli’ne (AIP) göre yapıyor. Bu modele göre, normalde hepimiz yaşadığımız olumsuz olayları beynimizde olması gerektiği gibi işleyerek hayatımıza devam etme eğilimine sahibizdir. Fizyolojik olarak beynimiz, yaşanan olaylardan edindiği bilgileri işleme ve işlevsel hale getirerek öğrenmeyi sağlama becerisine kendiliğinden sahip olmuştur. Beynimiz,  bilgiyi dışarıdan alır ve var olan anı ağları ile bağlantı kurar. Böylece yeni bilgi doğal bir şekilde sisteme adapte olur ve öğrenmeler gerçekleşir. Öğrenmeler de gelecekteki durumlar için tepkilerimizi uygun bir şekilde kontrol edebilmemizi sağlar.

Bu modele göre anı ağlarımız, her şeyin temelini oluşturur. Şu andaki algılarımızın, tutumlarımızın ve davranışlarımızın kaynağını hep sahip olduğumuz anı ağı oluşturur. Anılarımız sadece görsel olarak depolanmaz. Anıyla ilişkili bir beden duyumuna, bir duyguya ve bir düşünceye de sahip olabiliriz. Bütün bunlar da bedenimizde, kalbimizde ve zihnimizde çeşitli şekillerde depolanır. Tabi bütün bunların her zaman açıkça farkında değilizdir.  Düşünce, duygu, beden duyumu ve görüntü/anı bizi farklı seviyelerde etkisi altına alır.

Ancak bazen anı doğal sürecinde işlenemez ve anının olumsuz etkisinden kurtulamayız.  Beynimiz işlemesi gereken bilgiyi işleyemezse öğrenme gerçekleşmez. Anı, rahatsız edici haliyle takılıp kalır. Bazen görüntü olarak; bazen ise olumsuz düşünce/duygu/beden duyumu olarak sürekli aklımıza gelir, bir sonraki adımımız için bir engel oluşturur. “Ya bir daha olursa” diye endişeleniriz. O anıyı hatırlatan kişiler, mekânlar, durumlar gibi tetikleyicilerle karşılaştığımızda, o anıyla ilgili olumsuz duyguları, beden duyumlarını, düşünceleri yeniden yaşarız.

EMDR, beynin zamanında işleyemediği bilgiyi işlemesini sağlar. İşlenmemiş anılar, midemize oturan ağır bir yemek gibidir.  Aslında yemek yeme sürecimiz geçmişte kalmıştır, ama yemeğin olumsuz etkisini yaşamaya şu anda hâlâ devam ederiz. Geleceğe dönük olarak da yeniden yemek yediğimizde yine aynı şeyin olacağından endişe ederiz. EMDR, yenilen yemeğin olması gerektiği gibi sindirilmesini ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

Üzüldüğümüz olayların olmuş olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Ancak yaşadığımız üzücü olayların bizim üzerimizdeki travmatik etkilerini azaltabiliriz ya da yok edebiliriz. EMDR sonucunda üzücü olay eskisi gibi sık aklımıza gelmemeye başlar. Düşündüğümüzde ise artık olumsuz bir duygusal tepki vermemeye başlarız ve geleceğe dönük olarak da bizi endişelendirmemeye, üzmemeye, öfkelendirmemeye başlar.

EMDR, bilgiyi nasıl işler?

Bilgi, normal şartlarda beynimiz tarafından uykunun REM (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketleri) evresinde işlenir.  EMDR’de danışandan, terapistin sağ ve sol tarafa hızlıca hareket ettirdiği elini gözüyle takip etmesi istenir. (Dokunma ya da ses ile yapma alternatifleri de vardır). Bunun sebebi tıpkı uykuda olduğu gibi bilgiyi işleyebilecek fizyolojik durumu yaratmaktır. Hızlı göz hareketleriyle beyne çift yönlü uyarım verilir. Amaç beynin sağ ve sol yarımküresinin birbiriyle bağlantı kurmasını sağlamaktır. Çift yönlü uyarımlar arasında terapist zaman zaman danışana nasıl hissettiği, ne düşündüğü, nasıl bir görüntü geldiği, herhangi bir beden duyumu olup olmadığı ya da nasıl bir değişiklik fark ettiği gibi sorular sorar. Danışandan vermesi beklenen belli bir cevap yoktur. Bu cevaplar, doğru ya da yanlış şeklinde değerlendirilmez. Esas olan, danışanın herhangi bir değişikliği fark etmesidir.  Bu süreçte bilinç hep devrededir ve değişim danışanın kontrolündedir.  Süreç içinde bir ayağımız çalıştığımız o anıda; bir ayağımız da terapi odasındadır. Hiçbir zaman ikisinin birden geçmişteki anıda ya da terapi odasında olmasını hedeflemeyiz. Geçmiş ve şimdinin dengesini kurarak ilerleriz. EMDR, diğer psikoterapi yaklaşımlarına göre konuşmanın daha az olduğu bir sürece sahiptir. EMDR ile danışanın detaylarını anlatmak istemediği üzücü anılarıyla çalışılması mümkündür.

Seansın sonlarında nasıl hissediyor olacağım?

Anılar işlendikçe, anıların rahatsız edici etkileri azalıyor olacak. Yoğun bir zihinsel çalışma olduğu için seans sonlarında yorgunluk, dalgınlık gibi durumlar oluşabilir. Seans sonralarında çalışılan konuya ilişkin çeşitli anılar gelebilir. Rüyalarda bir artış fark edilebilir. Diğer yandan, bu tepkilerin hiçbiri yaşanmayabilir. Bu tepkilerin yaşanmaması da yaşanması kadar doğaldır. Yaşanması durumunda, bu konuda yapılması gerekenlere dair danışan detaylı bir şekilde bilgilendirilir. Bütün bu olası durumlar her kişi için farklı şekillerde yaşanır. Süreç içerisinde terapist tarafından bilgilendirilmesi ve takibi yapılır.

EMDR terapisi ne kadar sürer?

Bir olumsuz anıyla çalışmak bazen tek bazen de birkaç seans sürebilir. Bu süre kişilik özellikleri, çalışılan konunun derinliği, kişinin baş etme becerileri gibi faktörlerle şekillenir. Bir anı ağı söz konusu olduğu için, bir anı ile çalışırken aslında bağlantılı diğer anılarla da çalışıyor oluruz.  Bu da sürecin çok daha hızlı akmasını sağlayan önemli bir etkendir. Daha kısa sürede sonuç vermesi bakımından EMDR, diğer psikoterapi yaklaşımlarından belirgin şekilde ayrılır.

****

 EMDR Terapisi Deneyimi Yaşayanlar Nasıl Anlatıyor?

Terapi nedir?

Terapi farkında olabilmektir, kendini öğrenmektir.

Terapi kendine bir ışık tutup o ışıkta kendine bakmaktır.

Terapi kendinle ilgili birçok şeyin (ama yine de her şeyin değil) sana ait olduğunu, senin yüzünden, senin sayende olduğunu öğretir, ama aynı zamanda bazı şeylerin hiç de böyle olmadığını gösterir…

Terapi yol göstermek değil, yolların olduğunu göstermektir…

Terapi benim için nedir?

Farkında olmak diye bir şey olduğunu öğrenmektir…

Duygularımla bağlantı kurmaktır. Kendini dinlemeyi öğrenmektir.

Ben olan her şeyin, egoist olmadığını kabul etmektir. Benim de çevremdekiler kadar önemli olduğumu görmektir.

İyisiyle kötüsüyle benim olan, benim yüzümden olanların neden öyle olduğunu anlamaya çalışmaktır.

Bir şeyi sırf olsun istediğin için isteyebilmektir, her şeye bir doğrulama ya da açıklama bulamayacağını da kabul etmektir.

Yol seçmek değil ama seçilebilir yolların olduğunu bilmektir.

Sadece benim yaptıklarımın/seçtiklerimin benim sorumluluğumda olduğunu bilmek değil, başkalarının yaptıklarının da onların sorumluluğunda olduğunu kabul etmektir. Terapi bazen yine de çok kafa karıştırır, kafayı çok takmadan kafayı karıştırmak iyidir.

Seanslarda yaşadığım tecrübe inanılmaz. Öncelikle, hayatımın iz bırakan acı zamanlarını tespit ettik. O anları belirleyince iç dünyaya yolculuk başladı. O özel günleri hatırlamakta zorlanacağımı düşündüğüm halde, elime titreşim verildiği ve gözlerimi kapadığım anda o günkü duygularımı bile tekrar hissettim.

Benim ilk seansım için belirlediğimiz gün, babamın boşanma sonrası evden ayrıldığı gündü. İlk hatırlama çok acıydı. Sanki o güne gittim ve babam beni tekrar terk etti.

Gözüm kapalı, elimde titreşim uygulanırken geçen zamanda hatırladıklarımı titreşim durup gözümü açınca sesli olarak paylaştım. Tabii yoğun ağlama ile birlikte… Fakat sonrasında her gözümü kapadığımda (ve titreşimle birlikte) o anı ileri sardırıp farklı şeyleri de hatırladım.

Örneğin; babam yatak odasında dolabını boşaltırken salonda oturanları fark ettim. Ve o anki duygularımı… Bu geri dönüşler arasında hatırladıklarımı anlatırken bile bir şeyler hatırladım. Daha çok o anki duygularımı… Yani, belki yıllarca bana gizlice acı vermiş belli ki yanlış olan duyguları…

Seanslar ilerledikçe farkına vardıklarımla beraber artık o ilk sahne bana acı vermekten çıkıp sadece anı olarak var oldu. Bunun benim üzerimdeki etkisi inanılmazdı. Kendimi rahat ve daha önemlisi huzurlu hissettim. Çünkü hatırladıkça gördüm ki zannettiğim gibi babam beni terk etmiyor. Sadece evden gidiyor.

Böylece, o anki ilk duygumun yanlış izi beynimden silindi sanki. Hipnoz olmadım ama duygularımın derinine yolculuk yapıp şimdi ölmüş olan babamla ilgili bir yaramı onardım. Çünkü bu yaralar aslında hatırladıklarımızda gizli. Ben o gizi beynimde ortaya çıkarıp görülür yaptım.

Teşekkür ederim…

****

EMDR deneyimim…

Terapiye başladıktan sonraki birkaç ay içinde EMDR metoduna geçtik. Daha önce bu terapi şeklini hiç duymamıştım. Hatta başlarda, doğallığı bozulmasın diye ne metodun teorisini terapide konuştuk ne de ben araştırdım. Özellikle o aylarda, her gün, farkında olarak veya olmayarak belki binlerce çağrışım geçiyordu zihnimden. Tabii dikkat dağıtıcı bir sürü etkenden sıyrılamadığım için uçup gidiyorlar, sonra yine geri geliyorlardı ama hem bunları nasıl değerlendirmem gerektiğini bilmediğim için, hem de sözcüklere dökmediğim için, belli bir olgunluğa erişemeden, zihnimde yumak halinde sadece yer kaplıyorlardı.

EMDR’ye başlarken önce, beni derinden etkileyen bir olayı “giriş kapısı” olarak belirledik. Sonrasında tamamen sakin ve dikkat dağıtıcılardan uzaklaştığım seans odasında, bu çağrışımlar ve uyandırdığı duygular yavaş yavaş birbiriyle anlamlı bağlantılar kurarak bir puzzle kartını tamamlamaya başladılar. EMDR yöntemiyle ilerledikçe giriş kapısının temsil ettiği duygular da şekil değiştirmeye ve olumsuz çağrışımları yansız bir hale gelmeye başladı.

EMDR yöntemini bir iç keşif yolculuğu olarak görüyorum ve bu deneyimi yaşamaktan çok memnunum.

****

  Bisiklet

Tren çok yakından geçti sanki bu defa, raylar her seferinde eve biraz daha mı yaklaşıyordu acaba? Bir dünya soru var aklımda, ama soramam, dalga geçerler yine. Oysaki tren her defasında farklı geçiyordu, her geçişinde hissettiğim ses ve titreşim farklıydı. Kimi evin içinden geçiyor gibi… Kırıp dökerek, yeri yerinden oynatarak geçiyordu. Kimi trenler ise daha nazlı  geçiyordu; sessiz sakin, sadece ulaşmak istediği yere gidiyorlardı. Anlatacak hikâyeleri varmış gibi.  Kimse bana inanmıyordu, ama her birinin söylediği bir sürü şey vardı ve ben duyuyordum.

Ev çok kalabalık, içimde bir sıkıntı var tarif edemiyorum, korkuyorum. Anneme ne zaman söylesem “ergenliktendir geçer” diyor ve ardından ekliyor, “kızlar öyle çok canım sıkıldı demezler, koca istiyor bunun canı derler, ayıp”  der kızardı. Koca istemek? Daha fazla soru sormamam gerektiğini içimde bir yer biliyor.

Bütün kuzenlerim, annem, kardeşlerim herkes ziraat çiftliğinde; eniştem buranın  çalışanlarından biri, ağaçlarla ilgili her şeyi bilirdi eniştem. Bir keresinde şeftali ve kayısı ağacını birleştirip tek bir ağaç yaptıklarını anlatmıştı.  Aşılıyorlarmış, söz verdi götürüp gösterecek o ağaçları.  Ağaçlar nasıl birleşir ki?

Evde herkes bir şey yapıyor, hep beraber kahvaltı sonrası evi temizleme ve öğlen yemeği hazırlama telaşındalar. Bu evde bazı şeyler bizim evimizden çok farklı, bir odada kocaman bir bidonun içinde toz şeker var mesela ya da çuvallarla un. Bakkal gibi. Biz gerektiğinde bakkaldan alıyoruz, ama buraya en yakın bakkala gitmek için trene binmek gerekiyor. Bu yüzden her şey toplu alınıyor. Kahvaltı sofralarından nefret ediyorum.

Hep birlikte temizlik yaparken sürekli holde birleşiyor evin kadın ve kızları, odalardan odalara konuşabiliyorlar aslında, ama bazen heyecanla, hararetle ortaya gelip dakikalar hatta bazen saatlerce ayakta sürekli konuşuyorlar. Bu konuşmalar hiç bitmiyor. Bazen topluca bazen bir köşede 2 ya da 3 kişi, hep konuşuyorlar.

Söyleyemiyorum ama çok sıkılıyorum. Bahçe kapısından Ahmet’in bisikletiyle uğraştığını görüyorum, diğerleri ortalarda görünmüyor, yanına gidip hiç konuşmadan bisikletini alıyorum. Ve pedala basar basmaz evden uzaklaşıyorum. Her pedal daha uzağa götürüyor beni, sağ tarafta tren rayları, dönsem sağa bir anda gelen bir trenin altında kalsam.

Sola dönüyorum sahile doğru, denizi hep sevmişimdir. Belli belirsiz vişne ağaçlarının arasında çalışan işçileri görüyorum, eniştem de aralarında, vişne topluyorlar. Lekesi çıkmazmış, en sevdiğim tişörtümü kirlettiğimde öğrenmiştim. Tişörtüm lekelenmişti oysaki sadece bu çiftliğe geldiğimde kolsuz tişört ve şort giyinebiliyordum. Burası denize yakındı, denizin insanları ehlileştirdiğini okumuştum bir kitapta. Neyse bir daha vişne yemem.

Sahile doğru yaklaştıkça yosun kokusu daha da keskinleşiyor, denizde ölmek ne güzeldir.

Hava çok güzel, ağaçların her birini selamlıyorum geçerken, muhteşem görünüyorlar. Çam ağaçlarının önünden geçerken biraz yavaşlıyorum, üzerindeki kozalaklara ayrıca selam vermek gerekir, çok seviyorum kozalakları. Sessizliğin içinde cırcır böceklerinin sesi var, yolda eşlik ediyorlar bana.  Bisikletimin sesi, cırcır böcekleri ve kuşlar, sırtımı ısıtan güneş, hep birlikte gidiyoruz.

İyi ki yanımda benimle dalga geçen kuzenlerim, her şeyi eleştiren annem yok; tek başıma, deniz, ağaçlar, kuşlar yosun kokusu, bisikletim ve ben, saçlarım rüzgârda nasıl dalgalanıyor, her bir teli ayrı ayrı dans ediyor. Saçlarımın çok çirkin olduğunu söylüyorlar, ama böyle dalgalanınca güzel hissettiriyor. İyi ki bisiklete binmeyi öğrenmişim.

Bir anda ağzıma gelen toprak tadını hissediyorum. Toprak su olmayınca geçmiyor, temizlemeye çalışırken genzime kaçıyor, ağzımdan çok dizim acıyor. Sağ dizim kan içinde.  Uzaktan birileri düştüğümü görüyor, hemen toparlanıp gitmeliyim buradan. O adamları tanımıyorum.

Kalkıp hızla pedal çevirmeye devam ediyorum, dizim çok acıyor, kan içinde. Kimse görmeden nasıl temizleyeceğim üstümdekileri? Herkes dalga geçecek benimle yine. Annem çok kızacak. Midem bulanıyor, boğazımda bir düğüm var yutkunamıyorum. Çok korkuyorum, içim üşüyor. Ağaçlar var, kurumuş korkunç görünen ağaçlar. Kargalar yolun ortasındalar.

Tek duyduğum bisiklet zincirinden gelen ses, sanırım zincir tamamen kırılmak üzere,  birkaç saniyede bir, bir ses duyuyorum tık – tık sonra bir süre tekrar zincir sesi, yeniden tık-tık.

Ve tam o sırada içim ikiye bölünüyor sanki ve bir yarış başlıyor aramızda, tüm acıyı, kaygıyı, korkuyu unutuyorum. “Hey,  ben senden hızlıyım beni yakalayamazsın ki! Göreceksin seni geçeceğim” diyor ama yarışı ben kazanıyorum…

 Kulaklık

Önce sesini ayarlamamız gerekiyor, sonra hızını, sanırım her şey tamam. Kulaklıkla uğraşmak bir anda çok başka bir anıya götürüyor beni.

Yaklaşık 3-4 sene öncesi, heyecanla bir akşam iş çıkışı kendime bir kulaklık alıp akşam randevulaştığımız saatte bilgisayarın karşısına geçmiş ve online olmasını beklemiştim ve ışık yeşile döndü, artık online. Ama biraz daha beklemeliyim, hemen yazıp rahatsız etmek olmaz.

Kulağımda önce aranma sesi, sonrasında sıcacık bir “Hello”. Çok sıcak bir gülüşü var Meredit’in İngiltere öncesi biraz pratik yapmalıydım. Daha ötesi başka hayatlar hep ilgimi çekmiştir.

Kulaklıktan gelen sesin hızı, yüksekliği her şey tamam ve başlıyoruz. Sistemin adı EMDR. Daha önce duydum, tesadüfen TV’de gördüm, buna rağmen çok fazla bir bilgim yok. Kendimi güvendiğim birine teslim etmenin rahatlığı var içimde. Kulağımda yankılanan ilk tık sesleri, beni en derine götürüyor.

Kulağımdaki sesleri rüyalarım destekledi ve ben henüz 13-14 yaşlarındayken teyzemin evine dönüş yolunda girdiğim kendimi kapatma sürecimin en derindeki kabuğunu da kırdım.  O gün bisiklet zincirinden yükselen tık-tık sesleri kapanmama ve tüm yaşamımı bir hücrede yaşamama neden olmuştu.

EMDR o bölgeye girdi ve özgürlüğe bir adım daha atmama yardım etti.

Her tık zihnimdeki bir odanın kapısını çalmak gibi. Fütursuzca değil, tüm kapıları tıklattık ve içeri girdik. En derindekilere bile. O kapılar açıldıkça yüzüme çarpan sesler, kokular korkunçtu. Ama artık kapılar açık, odalar düzenlenip ferahlıyor.

****

Hiçbir zaman desteğe ihtiyacım olmayacağını, her sorunun üstesinden tek başıma gelebileceğimi düşünürdüm. Bu nedenle psikolojik destek düşüncesi bana hep uzak gelirdi. Ancak bir dönem bir noktada tıkandığımı hissettim. Pek de inanmayarak, ama son çare olarak destek almaya başladım. EMDR tekniği ile de bu süreçte tanıştım. Herkesin geçmişten gelen, belki farkında olmadığı, ama hayatını bloke eden travmaları muhakkak vardır. Kurtulmak için sihirli değnek istersiniz. İşte bu değneğin adı EMDR.

Önce geçmiş travmalarınızla yüzleşiyorsunuz. Bu bazen çok kolay olmuyor. Zorlu bir süreç… Ama pes etmeyin. Çalışmalar ilerlemenize göre bazen tek seans, bazen birçok seans şeklinde olabiliyor. Bu sürecin sonunda sizi bloke eden kötü anının, artık sizi çok da rahatsız etmediğini hissediyorsunuz. Bu çok mucizevî… İşin en güzel yanı da bu noktadan itibaren o konu ile ilgili hayatınıza daha olumlu duygularla devam edebilmeniz.

Bu konuda size düşen en önemli şey ise hayatınızı gerçekten olumlu manada bir adım öteye taşıma isteğiniz. İstemediğiniz sürece, en etkili bilimsel yöntemlerin bile bir işe yaramayacağına inanıyorum.

Ben kendimdeki değişikliği hayretler içerisinde fark ettim. Hayatındaki tıkanmalardan kurtulmak isteyen herkese de, bir EMDR terapistinden destek almalarını öneririm.

****

Bundan 4 yıl önce bir markette kasiyer olarak çalışıyordum, işimi seviyordum ve mutluydum. Ta ki başıma o talihsiz olay gelene kadar… Aynı iş yerinde çalışan, bana zarar geleceğini düşünmediğim hatta “kardeşim” dediğim biri tarafından bir yere kapatılıp işkence görüp, tecavüze uğrayana kadar insanlara güvenim de sevgim de sonsuzdu. Sizlere neler yaşadığımı anlatmayacağım çünkü anlattıkça hatırlamak istemiyorum. Fiziksel olarak vücudum morluklarla ve darp izleriyle doluydu. Tek isteğim ölmekti. Geceyi karakolda geçirdim, sabah adliyeye gittiğimde yakalandığını duyduğum o an çok mutlu oldum ama hala korkuyordum, görmek istemiyordum ki görmedim. Aslında bana söylenilen yakalandığıydı, oysaki intihar etmiş. Ben bunu çok sonra öğrendim. Ben hapiste zannediyorken o boğazın derinliklerindeymiş. Ablam beni psikoloğa götürdü ilk gittiğim psikolog beni hastaneye yatırmak istedi, ben kabul etmedim derken başka psikoloğa gittik.  O da içime sinmedi, beni tedavi edebileceğine inanmadım, derken başka psikolog ve “Evet” dedim “Bu bana yardımcı olabilir” ve tedavi süreci öyle başladı. Ölmek isteyen, erkeklerden korkan, güvenini tamamen kaybetmiş olan ben; hayata döndüm. “Asla evlenmem” diyordum, evlendim. Aslında benim içimde çok güçlü bir kadın varmış, bunu terapim sırasında öğrendim. Evet, terapiler sırasında çok kötüydüm, hayata tutunmaya çalışıyordum ve tutundum. Korkularımla, bu hayatla nasıl baş edebileceğimi terapistim bana gösterdi. Zaman zaman EMDR’la çalışmak çok kolay olmasa da sonrasında hayatımı çok kolaylaştırdı. İşimi değiştirdim, 45 kilodan 36 kiloya düşmüştüm. Terapilerle yemek yemeye başladım, hayata güzel bakmaya başladım, en önemlisi de kendimi buldum.

Aslında herkesin içinde güçlü bir taraf var; sadece biz bunu tek başımıza kullanmayı başaramıyoruz. Bizi biz yapan çoğu şeyin aslında farkında değiliz. Terapi bu anlamda çok önemli; bizi biz yapan ne varsa çıkartıp buluyoruz.

Korkularımızla baş etmeyi başarıyoruz terapiyle ve gücümüzü kullanmayı öğreniyoruz. Ben terapiye gitmemiş olsaydım belki de hayatta olmazdım. Evet, çok ciddiyim çünkü ölmeyi çok düşündüm. Ama şimdi o kadar güçlü bir kadınım ki hiç kimse, hiçbir şey yıldıramıyor beni. Yeniden bir erkeğe güvenmek mucizeydi benim için, evlenmek mucizeydi. Ben bunu başardım, terapistim sayesinde. İşimde başarılıyım ve mutlu bir evliliğim var. Terapiye gitmekten korkmayın, seansların size yardımcı olacağını unutmayın. Psikoloğa gitmekle deli olmayız, aslında aklımızı daha iyi kullanmayı öğreniriz. Bu aslında toplumsal bir önyargı… Bunun beni engellemesine izin vermediğim ve korkularımla yüzleştiğim için şimdi çok daha mutluyum.

****

Meğer her şey, düşünmeyi bırakınca başlıyormuş! Zor bir çocukluk geçirdim, etkilerinin bu kadar uzun vadeli olacağını hiç tahmin edemeyeceğim kadar zormuş meğerse. Açıkçası EMDR’ye biraz şüpheyle yaklaştım, kulağına sesler veriyorlar, ellerinde titreyen bir top oluyor, biraz fantastik de gelmişti. İlk seansa biraz heyecan biraz korku ile başladım ve sonra, hayatımdaki çoğu şey değişti…

Kafamda yaratmaya çalıştığım, bilişsel enerjimin tamamını harcadığım, düşünerek kaygılarımı yok etmeye çalıştığım dünya yavaş yavaş ufukta kaybolmaya başladı. Öyle ki artık düşünemiyordum, yani kafam gitmişti, yüreğim gelmişti. Hani derler ya, “içinden nasıl geliyorsa…” diye, aynen odur EMDR. İçinden ne geliyorsa onu anlattığın, ona tanık olduğun, billur billur içini, seni anlatan bir şey. Küçükken annemle yaşadığım bir anımı çalıştık mesela, annem bir anda balık oldu, o anı yaşadığımız oda suyla doldu ve beraber yüzmeye başladık. Oysa kötü hislerim vardı o anıyla ilgili, aklıma geldikçe kötü hissediyordum; GİTTİ… İçim, özüm, en içimdeki o anıyı ait olduğu yere, çocukluktaki-üzücü-anılar-kütüphanesine geri götürdü. Ben, beyni akıllı zannederdim; meğerse değilmiş. Bunu, ilk Diyet Kola’da anlamıştım. Beyne tatlandırıcı verdiğinde onu şeker zannediyor, oysa o şeker değil, o kadar kalorisi yok, ama o tamamen düz mantığa sahip olduğu için, “ya kesin şeker bu” diyor.

Bir zamanlar çok popüler bir kitap vardı: “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” isimli, EMDR o’dur işte; aklının değil, yüreğinin götürdüğü yere gitmektir. Oraya gidince, bir şekilde oraya varınca anlıyorsunuz ki muhteşem bir varlıksınız, inanılmaz mücadele yöntemleriniz var ve aslında mucizevî kurtuluşlar sergiliyorsunuz. Sinema filmi çekilirken, aynı anda bir de sinemanın perde arkası çekilir, aslında neler yaşandığının perde arkasını görürsünüz. EMDR sizi perde arkasına götürüyor ve hayatınızın tehlikeli sahnelerinde dublör kullanmadan nasıl da bu sahneleri canlandırdığınızı öğreniyorsunuz.

Kendi hayatınızın sahne arkasını merak ediyor musunuz? (Bu arada EMDR’ye bir slogan seçecek olsam, “Anlatılmaz yaşanır” derim.)

*EMDR için alternatif slogan: Özünüzle tanışın!

****